Küresel Bir Salgın Olan Obeziteyle Nasıl Mücadele Edilebilir?

Tüm ülkelerde en önemli halk sağlığı sorunlarından biri haline gelen obezite, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından, çok sayıda insanı etkilemesi ve hızla yaygınlaşması nedeniyle “küresel salgın” olarak nitelendirilmektedir. DSÖ’nün açıkladığı 2022 verilerine göre; yetişkinlerin yaklaşık yüzde 59'nun aşırı kilo veya obezite problemiyle karşı karşıya bulunduğu Türkiye ise Avrupa’da obezitede ilk sıradadır.
Obezite Nedir?
Obezite (aşırı kilo ve şişmanlık), vücutta yağ dokusunun normal kabul edilen değerlerin üzerinde çıkması sonucu ortaya çıkan kronik bir hastalıktır. Vücut kitle indeksi (VKİ), bir kişinin boyuna göre kilosunun uygun olup olmadığını gösteren basit bir ölçüttür. Obezite durumunun tespit edilmesini sağlayan VKİ, bireyin kilosunun (kg) boyunun karesine (m²) bölünmesiyle hesaplanır.
DSÖ’nün belirlediği kriterlerine göre; VKİ'nin 25–29,9 aralığında olması fazla kilolu, 30 ve üzeri olması ise obez olarak değerlendirilir. Karın bölgesinin ve iç organlarının aşırı yağlanması, alınan enerjinin harcanandan fazla olduğunu ifade eder. Yaşam süresini ve kalitesini olumsuz etkileyen bir hastalık olarak kabul edilen obezite; diyabet, yüksek tansiyon, kalp-damar hastalıkları, yüksek kolesterol, karaciğer hastalıkları ve uyku apnesi gibi pek çok sağlık sorununu beraberinde getirir.
Obezitenin Nedenleri
Obezite, aşırı ve dengesiz beslenmeden fiziksel aktivite yetersizliğine; genetik ve çevresel etkenlerden psikolojik faktörlere kadar birçok nedene bağlı olarak gelişebilir. Bilhassa çocukluk dönemindeki beslenme biçimi, obezite riskini doğrudan etkiler. Yapılan araştırmalar, anne sütü ile beslenen çocuklarda obezite riskinin daha düşük olduğunu gösterir. Obeziteyi meydana getiren başlıca risk unsurları şöyle sıralanabilir:
Yaş ve Cinsiyet: İleri yaşla birlikte metabolizmanın yavaşlaması ve hormonal değişiklikler, vücudun yağ yakmakta zorlanmasına neden olabilir. Bu durum, fazla kiloya yol açabilir.
Hatalı Beslenme Alışkanlıkları: Fast food ve şekerli gıdaların sık tüketilmesi, vücutta yağ birikimini artırabilir.
Fiziksel Hareketsizlik: Düzenli egzersiz yapılmaması ve hareketsiz (sedanter) yaşam sitili enerji tüketimini azaltır. Bu da obeziteye neden olabilir.
Genetik Yatkınlık: Ailede obezite öyküsünün bulunması, şişmanlık üzerinde etkili bir faktördür.
Psikolojik Etkenler: Stres, depresyon ve duygusal yeme davranışı; kontrolsüz ve sağlıksız beslenme alışkanlıklarına, dolayısıyla da fazla kiloya zemin hazırlayabilir.
Bazı İlaçların Yan Etkileri: Antidepresanlar ve kortikosteroidler gibi bazı ilaçlar, metabolizmayı etkileyerek ve iştahı artırarak daha fazla gıda tüketimine; dolayısıyla obeziteyi tetikleyebilir.
Hormonal/Metabolik Bozukluklar: Tiroid yetmezliği ve insülin direnci gibi hormonal ve metabolik rahatsızlıklar, vücudun enerji dengesini bozarak fazla yağ birikimini beraberinde getirebilir.
Eğitim Düzeyi ve Gelir Durumu: Düşük eğitim ve gelir düzeyi, sağlıklı beslenme ve yaşam alışkanlıklarına erişimi kısıtlayarak dengesiz beslenmeyi artırabilir ve obeziteyi hızlandırabilir.
Alkol ve Sigara Kullanımı: Alkol ve sigara kullanımı, metabolizma üzerindeki olumsuz etkilerinin yanı sıra sağlıksız yaşam tarzı nedeniyle fazla kiloların gerekçesi olabilir.
Doğum Sayısı ve Doğumlar Arası Süre: Sık doğum yapmak ve doğumlar arasındaki kısa süreler, annelerin kilo vermesini zorlaştırarak obeziteye neden olabilir.
Obezitenin Belirtileri
Obezite, vücutta orantısız yağ birikimine neden olarak çeşitli hastalıklara yol açmasının yanı sıra vücut hatlarının belirginliğini azaltır ve estetik görünümü olumsuz etkiler. Vücuttaki yağ oranının artmasıyla hissedilen belirtiler genellikle benzerdir. Obezitenin bazı yaygın semptomları şunlardır:
- Hızlı kilo alımı ve bel çevresinde belirgin yağ birikimi,
- Nefes darlığı, çabuk yorulma, aşırı terleme ve genel halsizlik,
- Uyku apnesi, horlama ve uykuya dalmada zorluk,
- Hareket kabiliyetinde zayıflama, ayaklarda ödem, eklemlerde zorlanma,
- Yüksek tansiyon ve kan şekeri dengesizlikleri,
- Döküntü, sivilce (akne), mantar enfeksiyonları ve cilt tahrişi,
- Sık ve kontrolsüz yeme isteği, karbonhidrat ve şekerli gıdalara yönelme,
- Konsantrasyon bozukluğu, motivasyon düşüklüğü ve bazı psikolojik etkiler.
Obezitenin Yol Açabileceği Sağlık Sorunları
Vücutta aşırı yağ birikimine bağlı olarak gelişen kronik bir sağlık sorunu olan obezite, özellikle tip 2 diyabet, kalp-damar hastalıkları, yüksek tansiyon, karaciğer yağlanması, uyku apnesi ve eklem problemleri gibi birçok hastalıkla doğrudan ilişkilidir. Ayrıca meme, kalın bağırsak (kolorektal), rahim, yumurtalık, böbrek, pankreas ve yemek borusu kanseri gibi bazı kanser türlerinin gelişme riskini artırabilir. Bu hastalıklar, bireyin hem yaşam süresini hem de yaşam konforunu negatif etkileyerek ciddi sağlık yüklerine yol açar. Obezitenin erken dönemde önlenmesi ve kontrol altına alınması, bu sağlık sorunlarının gelişimini engellemek açısından büyük önem taşır. Obezitenin neden olabileceği bazı sağlık şikâyetleri şöyledir:
Tip 2 Diyabet (Şeker Hastalığı): İnsülin direncine neden olarak kan şekerinin kontrolünü zorlaştırır.
Kalp-Damar Hastalıkları: Tansiyonun yükselmesine ve kandaki kötü kolesterol seviyelerinin artmasına yol açarak kalp krizi ve inme riskini ciddi ölçüde yükseltir.
Yüksek Tansiyon: Damarlar üzerindeki baskıyı artırarak hipertansiyona yol açar.
Uyku Apnesi: Boğaz çevresindeki yağ birikimi, uyku sırasında solunum duraklamalarına neden olur.
Karaciğer Yağlanması: Yağ birikimi karaciğerin işlevini bozar, ilerleyen vakalarda siroza dönüşebilir.
Bazı Kanser Türleri (Örneğin; Meme, Kolon): Hormon dengelerini bozarak bazı kanser türlerinin gelişme riskini artırır.
Eklem Problemleri: Fazla kilo, eklemlere binen yükü önemli ölçüde artırarak özellikle diz ve kalça eklemlerinde ağrı, kireçlenme (osteoartrit) ve hareket kısıtlılığına yol açar.
Obezitenin Tedavisi Hastaya Özgü Planlanmalıdır
Yaşam kalitesini düşüren kronik bir hastalık olan obezitenin tedavisi kişiye özgü tasarlanmalıdır. Tedavi sürecinde; diyet, hareketli yaşam tarzı, davranış değişiklikleri, ilaç tedavisi ve cerrahi yöntemler gibi farklı yaklaşımlar uygulanmaktadır. Bu hastalıkla etkili mücadele edebilmek için; doktor, diyetisyen, psikolog ve fizyoterapistten oluşan bir uzman ekibin koordineli çalışması şarttır.
Obeziteyle Mücadele Erken Yaşlarda Başlamalıdır
Çocukluk döneminden itibaren obezite konusunda duyarlı davranılmalıdır. Çocukluk ve ergenlik yıllarında başlayan obezite, zamanında önlem alınmazsa yetişkinlikte kontrolü zor, kalıcı bir sağlık sorununa dönüşebilir. Bu yüzden, çocukların sağlıklı gelişimi için aile, okul ve çevrenin dengeli beslenme ve fiziksel aktivite konusunda bilinçlendirilmesi büyük önem taşır.
Obezite Tedavisi Sabır ve Süreklilik Gerektirir
Obezite tedavisi, irade, kararlılık ve sabırla mücadele edilmesi gereken bir hastalıktır. Obezite tedavisinde şu yöntemler uygulanır:
Diyet Tedavisi: Tıbbi beslenme (diyet) tedavisi, obeziteyle mücadelede en temel yaklaşımlardan biridir. Bireye özgü olarak planlanması gereken bu yöntemde, uygulanacak zayıflama diyetleri “yeterli ve dengeli beslenme” ihtiyaçlarıyla uyumlu olmalıdır. Tedavinin amacı sadece kilo vermek değil, aynı zamanda bireye doğru beslenme alışkanlıkları kazandırmak ve bu alışkanlıkları kalıcı hâle getirmektir.
Fiziksel Aktivite: Düzenli fiziksel aktivite, vücut yağ oranını azaltarak özellikle karın bölgesindeki yağlanmanın önüne geçilmesine yardımcı olur. Ayrıca kilo kaybı sürecinde sık görülen kas kütlesi kaybını önleyerek, vücut bütünlüğünün sağlıklı bir şekilde korunmasına yardımcı olur. Yürüyüş, koşu, yüzme ve bisiklet gibi fiziksel egzersizler; yalnızca kilo vermeyi değil, aynı zamanda kalp sağlığını iyileştirmeyi, insülin duyarlılığını artırmayı, ruh halini düzenlemeyi ve yaşam kalitesini yükseltmeyi de destekler.
Davranış Değişiklikleri: Obeziteyle başa çıkmada yaşam rutininde yapılan değişiklikler büyük önem taşır. Günlük kalori alımının azaltılması ve daha hareketli bir yaşam tarzının benimsenmesi, fazla kiloların verilmesine katkı sunabilir.
İlaç (Farmakolojik) Tedavisi: Obezite tedavisinde kullanılan ilaçlar, mutlaka hekim kontrolünde ve sağlık açısından güvenli olmalıdır. Bu ilaçlar, kişiye özgü olarak ve kiloya neden olan etkenler göz önünde bulundurularak seçilmelidir. Kullanılacak ilacın ciddi yan etkilerinin olmaması ve bağımlılık yapmaması büyük önem taşır. İlaç tedavisinden istenilen sonucun alınabilmesi için, diyet ve egzersiz programlarıyla birlikte yapılması ve sürecin doktor kontrolünde yürütülmesi ihmal edilmemelidir.
Cerrahi Tedavi: Obezite tedavisinde cerrahi yöntemler, “bariyatrik ve rekonstrüktif” olmak üzere iki ana gruba ayrılır. Bariyatrik cerrahide, kişinin daha az besin tüketmesini sağlamak veya alınan besinlerin vücut tarafından daha az emilmesini sağlamak amacıyla mide ve bağırsaklara cerrahi müdahalede bulunulur. Bu yöntemlerle temel amaç, kişinin aldığı enerji miktarını azaltmaktır. Bu gruba giren operasyonlarda mide küçültülür ya da besinlerin bağırsaklardan geçiş yolu değiştirilerek emilim azaltılır.
Rekonstrüktif cerrahide ise vücudun belirli bölgelerinde birikmiş olan yağ dokuları cerrahi tekniklerle alınır. Bu işlemler genellikle estetik amaçlarla yapılır ve doğrudan obeziteyi tedavi etmez. Kişi sağlıklı yaşam alışkanlıklarına devam etmediği takdirde zamanla yağ birikimi tekrar edebilir.